
Horoz şekerlerimiz vardı, burnunu kazağının koluna silen suratı çilli, kalbi berrak, yanaklarında güneş açan çocuklar için..
Kağıttan gemilerimiz vardı, köşesine bir küçük şiir kondurup, Sarayburnu'ndan denize açılıp; batmadan taa öteki ucuna gidecekti boğazın..
"Gemi ıslanmazdı!!" şiir onu korurdu!..
Misketlerimiz vardı, avuç avuç dünyalarımız.. Çıkarı sadece bir avuç sevgi olan dostlarımızla , dünyayı iki parmağımız arasında tuttuğumuz.. Yeşil, mavi,kırmızı..
Hayatımızda hangi renk eksikse yerini bir misketle dolduruverirdik..
Mumlarımız vardı, titrek hayallerimizin beyaz perdeye yansıması.. Mumun alevinden mi öyle görünürdü, yoksa cidden sıtmalı mıydı bilinmez..
Hayal kurma hakkımız vardı.. Ucu taa Tibet'e uzansa da.. Hayalden öteye geçmeyeceğini en iyi bizim bildiğimiz..
