
11 Ocak 2009 Pazar

8 Ocak 2009 Perşembe
Bir gidiş neye benzer?

Aldın bütün renklerimi giderken.. Geriye renksiz bir ben kaldım.. İçine güneş katıyorum olmuyor, yağmur katıyorum olmuyor,hüzün katıyorum olmuyor..
Yavan bir ekmek gibi katıksız kaldım.. Peynir katıyorum olmuyor, zeytin katıyorum olmuyor, bir çocuk çığlığı katıyorum olmuyor..
Mevsimsiz bir takvim gibi yapraksız kaldım.. sevda katıyorum olmuyor,hasat katıyorum olmuyor, eylül katıyorum olmuyor..
........
Kapı kenarından tek gözle gizlice takip etmek gibiydi gidişin.. şelalenin tepesinden aşağı bakmak, rüyada çok yüksek bir tepeden uçmak, vargücünle koşup yerinde saymak gibiydi..
Hiç gelmemek gibiydi..Tarifsizdi..
Ufukta karayı görememek kadar ümit kırıcıydı gidişin.. Dalgasız lacivert bir deniz ortasında rotasız kalmak gibiydi.. Siyahtı.. Bir taraftan tüm renkleri yutmuş diğer taraftan zifiri görünen bir karanlıktı, bakanı ürküten, içine çeken kaybeden..
Yürümeyi unutarak büyümüş bir çocuk gibiydi gidişin, yere nasıl basacağını bilmeden ayakta kalmaya uğraşmak, aydınlığa emekleyerek çıkmaya çalışmak gibi..
Kelimeleri bilmeden konuşmak gibiydi gidişin.. Haykırmak ama kimseye duyuramamak, çıkardığın seslerin kimseye birşey ifade etmeyişinin ızdırabı gibi..
Boşluğa bakmak gibiydi gidişin.. Tüm renkleri merak etmek ama hangisi ne renktir bilememek gibi..
Can yakıcıydı gidişin.. Hiçbirşey yakmasın diye siper olurken dışarıya, ruhun içerden yanması gibi..
Büyümek gibiydi gidişin, daha oyuncaklarla tanışmadan hayatla tanışmanın yükünü taşımak gibi..
........
Aldın bütün renklerimi giderken.. Kapı aralığından bakarken uçurumdan düşmemek için ruhuma sarıldım.. Kimsenin duymayacağını bile bile kelimesiz haykırdım, hayat lacivert bir volkan gibi üzerime gelirken, emekleyerek karanlığında gömüldüm..
Yapraksız, mevsimsiz, hüzünsüz..
rotasız,zamansız kaldım..
...
Eylülsüz kaldım..

